KÜLTÜR - SANAT

Tiyatro salonlarında kısa bir gezi…

Bir koltuğa oturun, ayaklarınızı uzatın ve gözlerinizi kapatın…
Hayatınızın hangi kesitini sahnede görmek isterdiniz bir düşünün…
Yaşanan anılar size ait ama onu başkaları tarafından tam da sizin yaşadığınız şekilde ya da bir başka haliyle tekrarlandığını görüyorsunuz. Hayatınıza dışardan bakmak nasıl bir duygu, bir düşünün... Keyifli mi, hüzünlü mü ya da karmakarışık mı?
Tiyatro sahnesi öyle büyüleyici bir alan ki, adeta hayatın ta kendisine açılan bir pencere. Kimi zaman hüzünlenip kimi zaman gülmekten kendimizi alamadığımız anlara tanık olan bir somut gerçeklik dünyası.
Bu sene izlemiş olduğum yaklaşık 20 oyunun birçoğunda kendi hayatıma dair yaşanmışlıklar, komik ve karmaşık durumlar, hüzünlü ve duygu dolu anlar yakaladım.

“BİR PERİ MASALI: RADYUM KIZLARI”

İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncuları tarafından sahnelenen “Bir Peri Masalı: Radyum Kızları” beni derinden etkileyen ve en çok beğendiğim oyun oldu. Öyle ki, o birbirinden başarılı oyunculukların sergilendiği sahnede, kendimi birdenbire 1924 yılında Waterbury Saat Fabrikası’nda çalışan bir işçi olarak buldum. O kızların yaşadıkları keyifli anları ve acı dolu deneyimleri zihnimin ve kalbimin derinliklerinde hissettim. Onlarla birlikte mahkemede mücadele verdim ve yıllar sonra da olsa o mücadeleyi onlarla birlikte kazandım. Bu oyunu izleyebilme fırsatı bulduğum için kendimi şanslı hissediyorum.

“OYUN ODASI”

Bu sene keyif alarak izlediğim oyunlardan biri de “Oyun Odası” adlı komedi türündeki oyundu. Komiser Ramazan’ın kendine özgü üslubu ile bir cinayeti çözme çabası izleyicilere komik, karmaşık, düşündürücü anlar yaşattı. Bolca gülmek, heyecanlı ve güzel vakit geçirmek için izlenebilir bir oyun.

“MİKADO’NUN ÇÖPLERİ”

Bir diğer keyif veren oyunlardan biri de “Mikado’nun Çöpleri” oldu. Efsaneye göre, eski Çin'de yaşayan bir prens orada yaşayan ejderhayı eğlendirmek için bütün oyunları denemiş, fakat bu yeterli olmayınca yanındaki kürdanları yere atmış ve mikado bu şekilde ortaya çıkmış. Amaç diğer çubukları kıpırdatmadan bütün çubukları teker teker toplamaktır. Oyuncu bir çubuğu alırken diğer bir çubuğu oynatırsa, sıra bir sonraki oyuncuya geçer; aksi takdirde bir tane daha almaya çalışmaya hak kazanır. Önceden toplanmış olan bir çubuk yardımcı olarak kullanılabilir. Oyun sonunda puanlama çubukların üstündeki renkli şeritlere göre yapılır. Çubuklardan genelde mavi çizgili olanı mikadodur ve en yüksek değere sahiptir.

Oyunun mottosunda yer alan, “Karlı bir kış gecesi, rastlantı sonucu karşılaşan iki kişi... Bir kadın, bir erkek.. Ceplerinde yalnızca hayat hikâyeleri yok. Birbirlerini sarsmadan arındırma, iç sıkıntılarının çözümünde yardımcı olma, Mikado oyunu oynarken yaşamlarıyla yüzleşme var. Ayakta durma çabası, sistemin karşısında yer alma gayreti, yalnızlıkla baş etme sancısı var. Aşkta yenilgiye rağmen direnme, kendini açıklarken zaman zaman gerçekliği sorgulama, düşleriyle nefes alma tutkusu var. Gece bittiğinde, mavilik odaya dolarken, yepyeni bir dünyada var olma heyecanı var.” İfadeleri ilgimi çekti ve gittiğime pişman olmadığım bir oyun olarak anılarıma kazındı.

“TERÖRİST”

Bir felsefeci olarak, varoluşsal sorgulamaya atıfta bulunan “Terörist” adlı oyun gitmek için sabırsızlandığım bir oyun olmasına rağmen pek de umduğumu bulduğum bir oyun olmadı. Oyunu izlerken aklınıza ister istemez o efsane tartışma geliyor: Sanat, sanat için midir yoksa toplum için midir? Bu oyunun “Sanat, sanat içindir.” tezini desteklediğini ve topluma pek inemediğini düşündüm. Ancak tabi ki çok büyük bir emek, usta oyunculuklar ve izlediğim oyunlar arasında en muhteşem sahne dekoruna tanık olduğumu da belirtmeliyim.

Sezonun sonuna doğru yaklaşırken, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü tarafından 25 Nisan – 5 Mayıs haftası “Küçük Hanımlar Küçük Beyler Uluslararası Çocuk Tiyatroları Festivali” etkinliğine ayrıldı. Bu kapsamda sergilenen çocuk oyunlarını, Ankara’nın birçok sahnesinde çocuklarla birlikte ailelerin de izlemesi mümkün. 7 Mayıs haftasıyla birlikte, yetişkinler için sergilenen oyunlar da Mayıs sonuna kadar izleyicilerini bekliyor olacak.

İlk defa geçen sene düzenlenen “Nöbetçi Tiyatro” uygulaması eğer bu sene de devam edecek olursa, kaçırılan oyunlar da izlenebilir. 

Başak Küçükköse