GEZİ

BİRGİ-GÖLCÜK-BOZDAĞ ROTASINDA KEYİFLİ BİR YOLCULUK…

Ege’de tabiat uyanıyor, gizde kalan cennetler sizi davet ediyor…

Tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapan Ege Bölgesi, gizde kalmış cennetleri ve muhteşem doğasıyla tabiat tutkunlarını misafir etmeye hazır.

Sintek Plus’ın bu sayısında sizlere İzmir’in Ödemiş sınırları içindeki Birgi, Gölcük ve Bozdağ’dan oluşan bir rota belirledik.

Bu muhteşem rotada, kimi zaman iki yüzyıl öncesinin sokaklarında yolculuk yapabilir, kimi zaman da yeşilin her tonuna bakarak ruhunuzu dinlendirebilirsiniz…
Zaman donmuş, adı Birgi olmuş…

Tanrıların kralı Zeus'un kutsal şehri, Aydınoğulları Beyliği’nin efsane başkenti Birgi, tarihi yapıları ve doğal güzelliği ile göz kamaştırıyor.

Özgün mimari yapıları, eşsiz doğal güzelliği, sımsıcak insanları ile İzmir'in Safranbolu'su olan Birgi, Bozdağ'ın yemyeşil yamaçlarına tutunan bir belde…

Sadece koruma altında bulunan ve en genci 200 yıllık Osmanlı ve Türk evleriyle değil, tarihi yapı ve değerleriyle de asırlık ağaçlar arasında kalmış bir mücevher olan Birgi’yi, betonun o sevimsiz elinin henüz değmemiş.

Ziyaretçilerinin adeta zaman tüneli içinde bir yolculuğa çıktığı Birgi, Aydınoğlu Beyliği'nin ünlü başkenti… Beldenin tamamı 1996 yılında SİT alanı kabul edilerek tarihi doku gelecek nesillere aktarılmak amacıyla koruma altına alındı. 2012'de ise UNESCO tarafından Dünya Mirası Geçici Listesi'ne eklendi.

Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından 1308'de kurduğu Türkmen Beyliği'nin başkenti olarak ilan edilen Birgi, 1426'da kesin olarak Osmanlı'nın eline geçmiş. 2014 yılında mahalle statüsü ile Ödemiş ilçesine bağlanan Birgi'de yaklaşık 3 bin kişi yaşıyor.

Anadolu’da Osmanlı evlerinin kendine has dokusunun bozulmadan kaldığı ender mekanlardan biri olan Birgi, muhteşem doğal güzelliğiyle de göz kamaştırıyor. Birgi Deresi de denilen Sarıyar Deresi, beldeyi ortadan ikiye bölüyor ve asırlık çınarların arasından süzülüyor. Birgi'nin her yanından fışkıran tarih ve doğal güzellik, ziyaretçilerini adeta büyülüyor.

Anadolu'da Türk varlığının ilk yapıtlarından sayılan Ulu Camii ve Türk mimari tarihinde seçkin bir yeri olan koruma altındaki Çakırağa Konağı Birgi'de bulunuyor. Aydınoğlu Mehmet Bey'in oğlu olan ilk Türk denizcisi Gazi Umurbey ve ilk Türk doktoru Hızır Bin Ali Bey'in mezarları da Birgi'de... Hemen tüm binaları tarihi eser özelliği taşıyan Birgi'yi her yıl 250 binin üzerinde yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor.

İLK DURAK ÇAKIRAĞA KONAĞI

Bu kadar tarih bilgisi yeter dediyseniz, Birgi'de ilk durağımızın Çakırağa konağı olduğunu söyleyelim... Zengin bir deri tüccarı olan Çakıroğlu Şerif Ali Ağa tarafından yaptırılan konağın inşası 1761 yılında başlamış ve üç yıl içinde tamamlanmış. Taş temel üzerine, üç katlı olarak inşa edilen konağın sadece alt kat duvarları taş, diğer bölümleri ise ahşap. Şerif Ali Ağa'nın İstanbullu ve İzmirli iki eşi için, evin çeşitli odalarında yaptırdığı ve bu kentleri simgeleyen rölyefler göz kamaştırılyor.

Konağın oda duvarlarında Küçük Menderes Havzası'nda yetişen 72 adet bitki ve meyve frekslerine rastlanıyor. Tavanlar ağaç geçme işçiliğinin en güzel örneklerini veriyor. Misafir ve oturma odalarında küçük oyma dolaplarının üstleri dahi ağaç kaplama ile süslü.

İMAMI BİRGİVİ MEDRESESİ

Birgi'nin özellikle yerli turistlerin ilgisini çeken önemli bir yapısı da İmamı Birgivi Medresesi. 1518-1573 yılları arasında İmamı Birgivi Mehmet Efendi, 22 yıl boyunca Birgi'de müderrislik yapmış. Günümüze ulaşan 22 eserinden bazıları bugün hala Suudi Arabistan'da ders kitabı olarak okutuluyor. İmamı Birgivi'nin anısına yaptırılan medresede çeşitli il ve ilçelerden gelen ziyaretçiler ibadetlerini de yerine getiriyorlar.

700 YILDIR İBADETE AÇIK

Birgi'nin en eski ve en önemli yapılarının başında ise Aydınoğlu Mehmet Bey'in kendi adına yaptırdığı cami geliyor. 1312 yılında yapılan ve o dönemin ilk camilerinden biri olarak tarihe geçen yapı; kare planlı, kurşun kaplı ve çift eğimli, kırma bir çatıyla örtülü. 1332’ye tarihlenen ceviz ağacından ‘kündekâri’ tekniğiyle yapılmış minber eşsiz bir görüntü sağlıyor. Caminin güney yönünde bulunan duvarında antik aslan yontu işlemesi bulunuyor. Caminin yapısında hiç çivi kullanılmayarak, ahşap malzemeden yapılmış. Cami 14. yüzyıl ağaç işçiliğinin en iyi örneklerinden biri olarak kabul ediliyor. 15 sütun üzerine oturan caminin bir başka özelliği ise diğer camilerden farklı olarak aşağı doğru eğik olarak inşa edilmesi…

Caminin minberi, cumhuriyetin ilanından sonra, İstanbul'da Topkapı Sarayı'na götürülmek istenmiş. Ancak ne o günlerde ne de bugün, bu minberi söküp, sonra yeniden eski haline getirecek bir ustaya rastlanmamış.

“UNUTURSAM FISILDA” İLE BİRGİ YENİDEN KEŞFEDİLDİ

Birgi’nin son yıllarda tur rotalarının değişmez adresi olmasında Çağan Irmak’ın 2014 yılında vizyona giren Unutursam Fısılda sinema filmi çok etkili oldu. İzmirli yönetmen Irmak’ın yönettiği; Farah Zeynep Abdullah, Mehmet Günsür, Hümeyra gibi sanatçıların rol aldığı film Birgi’nin doğal güzelliklerini bir anda milyonlarca izleyici ile buluşturdu.

NASIL GİDİLİR?

İzmir'den Bozdağ'a 2 farklı güzergâhtan ulaşılabilirsiniz. İzmir - Kemalpaşa - Turgutlu - Sart - Bozdağ yolu 110 kilometrelik uzunluğu ile ilk seçeneğiniz. İzmir - Torbalı - Bayındır (ya da Tire) - Ödemiş - Birgi - Gölcük - Bozdağ yolu ise kent merkezine 130 kilometre uzaklıkta. Önerimiz, giderken kullandığınız güzergâhı, dönüşünüzde değiştirmeniz yönünde…

Her iki güzergâh, doğanın tüm güzelliklerini cömertçe size sunduğu unutulmaz bir rota olarak dikkat çekiyor.

EGE’NİN EN YÜKSEK İKİNCİ DAĞI

Bozdağlar, batıdan doğuya doğru; İzmir, Manisa ve Aydın illerine kadar uzanan 170 km’lik bir dağ sırasından oluşuyor. 2157 metre ile Ege Bölgesi’nin ikinci en yüksek dağı olan Bozdağ’ın kuzey eteğinde, 1150 metre rakımda kurulu olan belde, adını bu dağdan almış.

KÖPÜK HELVASINI YEMEDEN DÖNMEYİN

En önemli geçim kaynağı tarım olan Bozdağ, patatesi ile ünlü... Patatesten sonra taze fasulye, barbunya, elma, kestane, ceviz, kiraz ve son zamanlarda da brokoli yetiştirilmeye başlanan ilçenin meşhur köpük helvasının tadına mutlaka bakın. Pişman olmazsınız.

PATATESİN BAŞKENTİ ÖDEMİŞ

Ödemiş ilçesi, Türkiye’nin patates başkenti olarak biliniyor. İlçe ve bağlı beldelerinde yaklaşık 50 dönüm alanda patates ekilirken, her yıl 250 bin ilâ 300 bin ton arasında rekolte elde ediliyor. Bu rekolte Türkiye’nin toplam tüketiminin yaklaşık dörtte birine karşılık geliyor. İlçede damağınızı çatlatacak lezzetlerle buluşabileceğiniz çok sayıda seçeneğiniz var. Ödemiş Köftesi, Ekmek Dolması, karadut suyunu karıştırıp elde edilen karadutlu kar helvası, eski taş fırınlarda birkaç gün kurutularak hazırlanan ve bir çeşit peksimet ekmeği olan Besmet ve koyunun gerdan yağı ile yapılan Gömlek Böreği ilginizi çekebilir…

İLKKUŞUN KÖYÜ’NÜN TARİHSEL MİRASI

Birgi-Gölcük-Bozdağ güzergâhında duraklarınızdan biri de Ödemiş’e bağlı İlkkurşun Köyü… Yunan ordusuna karşı ilk kurşunun sıkıldığı ve milli mücadelenin başladığı yer olarak kabul edilen ve Ödemiş’in 10 km batısında bulunan köyde, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesini simgeleyen bir anıt da yer alıyor. Bu anıt, Yunanlılar'ın İzmir'e çıkışlarından sonra Küçük Menderes deltasında ilerleyen Yunan Efzon birliklerini Ödemiş'e sokmamak için verilen çetin mücadeleyi simgeliyor.

Ege’de bir Abant: Gölcük
Kederli maskeni at,
Yüzüne neşe gelsin…
Yorgun kisveni fırlat,
İçine huzur sinsin…
Çünkü artık cennettesin,
Geldin işte, Gölcük’tesin…

Birgi’yi gezdikten sonra, seyre doyulmayan 20 kilometrelik bir yolculuğun ardından Gölcük’e varabilirsiniz. Adını volkanik bir gölden alan bu şirin belde, çevresi çam ormanları ile kaplı bir yaylanın tam ortasında yer alıyor. Temiz havası, konaklama tesisleri ile Türkiye’nin pek çok futbol kulübünün kamp mekânları arasında yer alan Gölcük’te, kıyı restoranları, çay bahçeleri, piknik alanları, orman için yürüyüş yolları, yöresel ürünlerin ve el işlerinin satıldığı çeşitli dükkân ve tezgâhlar bulunuyor.

Tarihi bir öneme sahip Gölcük Yaylası, aynı zamanda Karamanoğulları’nın at besledikleri bir bölge. Yerli halkın geçimini tarımla sağlamaya devam ettiği Gölcük’te Türkiye’nin en kaliteli patatesleri yetiştiriliyor. Aynı zamanda kestane, ceviz, erik, kızılcık, kiraz ve elma da bölgede üretilen diğer ürünler arasında.

Denizden yüksekliği yaklaşık 1100 metre olan ve tektonik hareketlerle oluşan gölün derinliği ise 5 metre, çevresi ise yaklaşık 7 kilometre. Sazan ve yayın balıklarının yaşadığı göl kenarında iki büyük otel ve birçok pansiyon bulunuyor. Ayrıca çadırla kamp kurmak isteyenler için de tesisler yer alıyor.

EGE’NİN ZİRVESİ: BOZDAĞ

2200 metre rakımıyla Ege Bölgesi’in en yüksek sıradağı olan Bozdağ’ın heybetli görüntüsü, ziyaretçilerini adeta büyülüyor. Bir eteğine Manisa’nın Salihli ilçesi, diğer eteğine İzmir’in Ödemiş ilçesinin tutunduğu Bozdağ, Türkiye’nin yeryüzü cennetlerinden biri…

Her mevsimin ayrı bir güzellik sunduğu Bozdağ, bölgenin en önemli kayak merkezleri arasında yer alıyor. Doğal güzellikleri ve bol su kaynakları olan Bozdağ’da alabalık yetiştirilen pek çok yayla da bulunuyor. Elmabağı, Ovacık, Çayır, Gündalan, Çavdar, Gölcük, Subatan, Çam, Başova, Kemer ve Büyük Çavdar yaylaları, yazın kavurucu sıcağında bölge halkının sığındığı limanlardan bazıları…

Büyük Çavdar Yaylası’ndaki kayak tesisleri ve 3 kilometreyi bulan pisti ile kış sporu yapmak isteyenler için ideal bir fırsat sunuyor. Her türlü donanıma sahip olan tesislerde kayakçılar zirveye kadar teleferik ile çıkabiliyor. Bozdağ’ın zirvesi sadece kayak sporu için değil, adrenalin tutkunu olan dağcılık sporuna da eşsiz fırsatlar sunuyor. Zirveye tırmanmak için en iyi parkur, Mermeroluk’un batısından güneye geçilerek yapılırken, Bozdağ’ın zirvesinden gün doğumunu ve gün batımını seyretmek bambaşka bir keyif veriyor.

Bozdağ’ın zirvesinden bakıldığında; batısında Gölcük Gölü, güneyinde Ödemiş, Tire, Beydağ Baraj Gölü ve Kiraz; kuzeyinde Salihli, Demirköprü Baraj Gölü ile Gölmarmara Gölü’nü büyük bir keyifle seyredebilirsiniz.